Karayılan: Savaşa Karşı Tek Şans, AKP'yi Geriletmek-2
Röportajlar / 13 Haziran 2011 Pazartesi Saat 13:22
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
12 Eylül ile ilgili geliştirdikleri sorgulama bir saçmalıktır. Bu zihniyet 12 Eylülün farklı bir biçimde devam etmesi ve kendi cuntasını kurma zihniyetidir.

12 EYLÜL İLE HESAPLAŞMA BİR SENARYO

*Genel seçimlere kısa bir süre kala 12 Eylül cuntasını sorgulama ve bazı askerlere yönelik soruşturmanın yapılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

-12 Eylül ile ilgili geliştirdikleri sorgulama bir saçmalıktır. Bu zihniyet 12 Eylülün farklı bir biçimde devam etmesi ve kendi cuntasını kurma zihniyetidir. 12 Eylül ile hesaplaşma gibi bir şey yoktur. O bir senaryodur. Dikkat edilirse seçim arifesinde “Kenan Evren’i evinde sorguluyoruz” diyorlar. Bu nasıl bir sorgudur? On iki soruyla gidip evinde soruşturuyorlar. Bazı subaylar sorgulanıyor, bazıları tutuklanıyor. Bunların hepsi toplumu kandırmaya dönüktür. Nasıl ki din konusunda kandırmaya çalışıyorlarsa, aynı zamanda ordu karşısında da “biz yaptırıma gidiyoruz, biz sorgulama yapıyoruz” görüntüsünü vermek için yapılmış senaryolardır. Bugün biz çok iyi biliyoruz ki AKP orduyla her konuda bütünlüklü hareket ediyor. Aralarında hiçbir sorun yoktur. Onlar da tamamen propaganda amacıyla yürütülen soruşturmalardır. AKP’nin gerçek anlamda 12 Eylül anlayışıyla hesaplaşması gibi bir sorunu yok. Yine askerle hesaplaşması gibi bir durumu da yoktur. Bu anlamda yürütülen soruşturmanın tamamen bir kandırmadan ibaret olduğu açıkça ortadadır.

İRAN İLE ORTAK OPERASYON HAZIRLIĞI İÇİNDELER

*Askeri yığınak ve savaş hazırlıklarından da bahsediliyor. Neler oluyor?

-Biz AKP’nin Kürt sorununda demokratik çözümü değil, operasyonlarla, Kürt halkının sindirilmesiyle sonuca gitmek istediğini söylerken, salt bazı konuşmalardan hareket ederek bunları söylemiyoruz. AKP hükümeti kendisini harıl harıl savaşa hazırlıyor, özel kontra ordusunu kuruyor. Barışçıl yöntemleri esas alan bir anlayış niye özel bir ordu kursun ki? Açık ki gündemlerinde barış değil, savaş vardır. Yine İran devletiyle ortak operasyon hazırlığı içindedir. Ayrıca Amerika vb. bazı güçlerin de desteğini almaya çalışmaktadır. Bu temelde Güney Kürdistan’a dönük kapsamlı bir savaş hazırlığı yapmaktadır. Biz Kandil’e dönük kapsamlı bir imha hareketinin hazırlanmakta olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu hükümetin zihniyetinde çözüm ve barış yoktur, savaşa hazırlık vardır. Erdoğan bunun için Önderliğimize dönük o sözleri sarf etti. Bunun için Kürt halkına karşı bu kadar saygısız yaklaşmaktadır. Bunun için Kürt halkının değerlerine saldırılmaktadır.

CIA’NIN YETİŞTİRDİĞİ MEHMET ŞİMŞEK

Erdoğan’ın Kürdistan illerinde gösterdiği milletvekillerinin listesinin silik kişilerden olması Kürt sorunu karşısında duyarlı ve kimlikli duruşu geliştirebilecek herhangi bir adayın olmamasının nedeni de budur. Çünkü AKP savaşa hazırlanıyor. Kürt politikasında geliştireceği katliamlara karşı farklı seslerin çıkmasını istemiyor. AKP’nin Kürdistan’da gösterdiği milletvekili listesi esas olarak savaşa hazırlık listesidir. Her şeye kafa sallayacak, silik, tanınmayan ya da Muharrem Güler gibi özel savaş elemanlarını Kürdistan’da aday gösterdi. CIA’nin yetiştirdiği Mehmet Şimşek gibi kişileri gösterdi. Aslında bunların hepsi Kürdistan’da yeni bir imha sürecini hazırlamaya dönük bir konseptin gereğidir. Halkımız bunu görmelidir. Barıştan yana olan tüm Türkiyeli, demokratik çevrelerin bu gerçeği görmesi önemlidir.

AKP KÜRTLERİN DOSTU BİR PARTİ DEĞİL

AKP bu politikasıyla Türkiye’yi çok tehlikeli bir yeni mecraya doğru sürüklemek istemektedir. Sadece tiranlığını kurma, faşizan yöntemlerle toplumu bastırma değil, daha farklı çılgınlıklara doğru Türkiye’yi götüreceği açıktır. Esas çılgınlık, Kürdistan politikasında pratikleşecektir. Bu konuda özellikle tüm Kürtlerin bu gerçeği görmesi gerekmektedir. AKP Kürtlerin dostu olan bir parti değil, Kürt halkını iradesizleştirmek ve köle bir sisteme mahkum etmeyi önüne koyan ikiyüzlü, özel savaş yöntemlerini kullanan bir partidir. Biz AKP’nin bu gerçeğini öteden beri biliyoruz. Ama AKP son üç-dört yıl pratiğiyle Kürt halkına karşı geliştirdiği saldırılarla herkesin gerçeğini görebilecek düzeyde zihniyetini açığa vurmuştur. Bu nedenle biz şimdiye kadar AKP’nin bu ikiyüzlü gerçeğini görmeyen tüm Kürdistanlıların ve Türkiye’deki tüm dürüst samimi dindarların da ortaya çıkmış bu gerçeği görmesi gerektiğini belirtiyoruz.

EN BÜYÜK TALİHSİZLİK DERSİM’DEN KAMER GENÇ GİBİ BİRİSİNİN ÇIKMASIDIR

*Kamer Genç’in Dersim’in Kürt olmadığını, “Türkoğlu Türk” olduğunu söylediği basına yansıdı. Sadece AKP değil, CHP’nin de Kürt kimliğini yok sayan bir duruşu sürdürdüğünü söyleyebilir miyiz?

-En büyük talihsizlik bir kahramanlık tarihine sahip olan Dersim halkımızın içinden Kamer Genç gibi birisinin çıkmış olmasıdır. Tam da bu kişilik Türkiye cumhuriyetinin yürüttüğü imha ve asimilasyon politikasının Kürdistan'da yarattığı uşak tipin fotoğrafıdır. Kendini inkar ve katline aşık olmanın tipik bir örneğidir. Bu kişiye ben detaylı cevap vermeyeceğim. Kürt siyasetçileri ve sanatçıları gereken cevabı verdiler. Onlara katılıyorum, tekrar etmeyeceğim.

ÇOK KALİTESİZ, ÇARPIK BİR KİŞİLİĞİN UCUBELEŞMİŞ BİÇİMİ

Çok kalitesiz, çarpık bir kişiliğin ucubeleşmiş biçimidir. 12 eylül cuntasının danışman meclisinde bulunan bu kişiliği muhatap almaya bile gerek yoktur. Eminim ki Dersim’deki tüm halkımız bu şahsiyeti iyi tanımaktadır. Kürdistan’da direniş kalesi olmuş ve kahramanlık destanları yaratmış Dersim gerçeği CHP ile kimliğini bulamaz. Çünkü CHP Dersim katliamının sorumlusu olan bir partidir. Asimilasyon ve devşirmenin mimarı durumundaki CHP çizgisinin Kürt halkına ve Dersim halkına vereceği hiçbir şey yoktur. Daha bir yıl önce onur Öymen’in ne söylediğini herkes biliyor. Bugünkü CHP lideri buna karşı bir şey yaptı mı? Hayır. Zaten CHP’nin geçmişine sahip çıktığını her yerde ifade ediyor. Türk devletinin Kürt halkına bir özür borcu vardır. Özür dilemesi gerekenlerin başında da CHP gelmektedir. Mevcut sömürgeci sistem partilerinin Kürt gerçeği karşısında tutumu birdir. Hepsinin hedefi Kürt halk kimliğini yok saymak ve zayıflatmaktır. Bunu gerçekleştirmek amacıyla AKP suni Kürtler üzerinde oynarken, CHP de Alevi Kürtler üzerinde oynamaktadır. Ama artık halkımız bu sömürgeci oyunu boşa çıkaracak bilinç, güç ve iradeye ulaşmıştır. Bu nedenle bu sömürgeci oyun artık bozulacaktır.

DİCLE’YE YÖNELİK CEZA SÜRECİ SABOTE ETME GİRİŞİMİ

*Blok adayı Hatip Dicle hakkında verilmiş bir ceza seçimlerden bir kaç gün önce Yargıtay tarafından onaylandı. Bu kararı nasıl yorumluyorsunuz, neden bu tür yöntemlere başvuruluyor?

-AKP hükümeti Kürt halkının siyasal iradesinin Türkiye siyasetine yansımaması için şimdiye kadar çok çeşitli saldırı yöntemlerini gündemleştirdi. Buna en çarpıcı örnek KCK adı altında geliştirilen operasyonlardır. YSK, içinde Hatip Dicle’nin de olduğu bazı Kürt siyasetçilerini veto ederek, Kürt siyasetinin güçlü bir biçimde yansımasının önüne geçmek istedi. Bilindiği gibi bu konuda halkımızın gösterdiği tutum karşısında geri adım atıldı. Yargıtay şimdi de yeni bir hamle yapmış bulunuyor. Önce bir gazete Hatip Dicle’nin şahin kanadını temsil ettiğini ve BDP’nin başına geçeceği haberini yaptı, daha sonra da bu karar basına yansıtıldı. Bu tamamen siyasal bir karardır. Kürt halkının siyasal iradesine karşı bir tutumdur. Açık ki bu planlı bir senaryodur. Yani seçime üç gün kala verilen bu kararla Kürt halkının moralini bozma, gelişen süreci bu biçimde sabote etmeye dönük bir girişimdir. Ama hukuki bir yanı yoktur. Dolayısıyla halkımızın da çeşitli platformlarda ifade ettiği gibi Kürt halkı Hatip Dicle’yi yüksek bir oyla seçecek ve siyasal iradesinin bir temsili olarak Ankara’ya gönderecektir. Bu onun hakkıdır, kimse bu hakkın önüne geçemez. Hem hukuki açıdan olması gereken budur hem de siyasil açıdan Kürt halkının iradesinin önüne geçme herhangi bir biçimde kabul edilemez. Bu açıdan halkımızın bu konudaki tutumu kesinlikle doğru ve başarı sağlayacak bir tutumdur.

DÖNEM ARTIK KÜRT HALKININ BİRLİK DÖNEMİDİR

*Bazı aşiret ve değişik çevrelerin bağımsız adayları destekledikleri yönünde basına açıklamalar yaptılar. İlk kez bu kadar geniş ve değişik toplumsal kesimlerden destekleme kararı alınıyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Doğrudur, birçok aşiret ve yine birçok değişik çevre bu dönemde daha önceden içinde bulunduğu partilerden istifa ederek, bağımsız adayları destekleme kararını açıkladı. Türkiye’de çeşitli sivil toplum kuruluşları, aydın ve sanatçı kesimlerde bu tutum gelişmektedir ve çok değerlidir. Kürdistan'da ise CHP, AKP, MHP ve çeşitli partilerden ayrılan insanlar bağımsız adaylar etrafında giderek birliğini güçlendiriyor. Açık ki Kürt halkı kendisini dayatan bu sürecin stratejik öneminin farkındadır. Dönem artık Kürt halkının birlik dönemidir, dönem artık Kürt halkının davasında başarma dönemidir, zafere yürüme dönemidir. Halkımız da bunun farkındadır. Dolayısıyla şimdiye kadar çeşitli nedenlerle değişik partilerde bulunan insanlar istifa ederek, tutum alarak, bağımsız adaylar etrafında toplanmaktadır. Bu çok çok anlamlıdır, değerlidir. Ben isim vermeyeceğim ama bu tutumu geliştiren, bu dönemde bağımsız adaylar etrafındaki yoğunlaşmaya katılım gösteren, kendi partilerinden istifa ederek, bağımsız adayları destekleyen bütün yurtsever insanlarımızı takdir ediyor, onları selamlıyor ve kutluyorum. Yapılması gereken tutum tam da budur. Son gün itibarıyla her onurlu Kürt bu kervana katılmalıdır, diyorum. Her şerefli demokrat ve yurtsever mutlaka bu onurlu mücadelede yerini almalı, o da bir pay sahibi olmalıdır, diyorum.

KORUCULAR DA BİRLİK YÜRÜYÜŞÜNE KATILMALI

Bu süreçte yaşanan en önemli gelişme bazı baskılar ve bazı hatalar sonucu koruculuğu kabul eden yurtsever Kürt aşiretlerinin ve çevrelerinin devletin baskısına aldırmadan kendi ulusal gerçeğine sahip çıkan bir duruşu sergilemesidir. Kürt halkının büyük birlik yürüyüşüne tüm korucu kesimler de katılarak, yurtseverliğini ortaya koymalıdırlar. Bu konuda cesaretle adım atan birçok kesim oldu. Onları takdir ediyorum. Ama henüz bu kervana katılmayan korucuları da katılmaya çağırıyorum. Bu onurlu ve şerefli özgürlük yürüyüşünde herkesin yeri vardır. Önemli olan herkesin bu yaşanan tarihi sürecin öneminin farkına varması, yanlışlarına son vererek, yurtsever tutumunu ortaya koymasıdır.

BDP KONVOYUNU TAŞLAMA GİBİ ÇABALAR BOŞUNA, SONUÇ ALMAYACAKTIR

Bu büyük birlik ve bütünleşme sürecine gölge düşürmek için özel savaş elemanlarını bazı yerlerde küçük grupları örgütleyip, provokatif girişimler yapması bu anlamlı bu anlamlı birlik yürüyüşünü gölgeleyemez. Beytüşşebap’ın Mezra beldesinde küçük bir grubun beldeye giren BDP konvoyuna taş atması böyle bir örgütleme sonucu geliştirilmiş bir tertiptir. Bu tür çabalar boşunadır ve hiçbir sonuç almayacaktır. Halkımız birliğini kuracak ve kazanacaktır.

MAMXURAN AŞİRETİNİ ŞAHSEN ÇOK İYİ TANIYORUM

Ben Mamxuran aşiretini şahsen çok iyi tanıyorum. Birçok şehidi olan, yurtsever bir aşirettir. Mezra köyü de çoğu yoksul ve yurtsever insanlardır. Ancak içlerinde ismini söylemek istemediğim ruhunu satmış ve ajanlaşmış birkaç kişi vardır. Bu kişilerin tertiplediği anlaşılıyor. Mamxuranlı yurtseverler bu kişileri kınayan açıklamalar yaptılar. Ben bizzat Mezra beldesinde oturan yurtseverlerin ruhunu satmış, Kürt davasına ihanet eden kişilere karşı yarın oyunu bağımsızlardan yana kullanarak, gereken cevabı vermesi gerektiğini söylüyorum. Beytüşşebap gibi bir Kürt ve yurtseverlik diyarında bu tür bir saldırganlık bir lekedir. Bu lekeyi silmek için bizzat Mezra beldesindeki yurtseverlerin sandıkta tavır koymalarıyla cevap vereceklerine inanıyorum.

HERKES KENDİ BÖLGESİNDE GÖSTERİLEN ADAYA OY VERMELİ

*Seçime son bir gün kaldı. Seçimle ilgili olarak söylemek istediğiniz son bir husus var mı?

-Son olarak söyleyeceğim husus tüm halkımız, tüm yurtseverler; Kürt gençliği, yurtsever özgürlükçü Kürt kadını, toplumun ileri gelenleri, aydınları, sanatçıları ve siyasetçileri, tüm kadroları önemli bir seçim çalışmasını yürüttüler. Gerçekten bir emek sarf ettiler. Ben bunun sonuçlarının güçlü olacağına inanıyorum. Fakat dikkat edilmesi gereken bazı önemli, teknik anlama gelecek hususlar vardır. Daha önceden de söylendi ama konunun öneminden ötürü bir kez daha ifade etmeyi gerekli görüyorum; birincisi tek değil de birden fazla adayın gösterildiği illerde kesinlikle hangi bölge için hangi aday gösterilmişse o bölgedeki insanlarımız mutlaka gösterilen adaya oy vermelidir. Çünkü o bölge için gösterilen adaya değil de başka bir adaya oy verilirse o oy, AKP’ye ve düzen partilerinin hizmetine girecektir. Yani önemli bir çalışma yapıldı. Ben eminim ki gösterilen bütün yerlerde sonuç alınacaktır. Fakat oy kaymalarda kayıp yaşanabilir. Bütün yurtseverlerin dikkatini buna çekmek istiyorum. Mutlaka ve mutlaka herkes kendi bölgesinde gösterilen adaya oy vermelidir. Bunu bir ilke haline getirmeli, bunu bir haysiyet meselesi, bunu bir önemli şeref meselesi halinde ele almalıyız. Ne bir aday kendi bölgesi dışındaki seçmenlerden oy istemelidir, ne de herhangi bir seçmen kendi bölgesinde belirlenen aday dışındaki herhangi bir adaya oy vermelidir. Kesinlikle bu tür oy kayması olmamalıdır.

OY KAYMASINI BİLİNÇLİ YAPANLAR EN BÜYÜK KÖTÜLÜĞÜ YAPMIŞ SAYILACAKLARDIR

Oy kaymasını bilinçli yapan kişiler bilinmeli ki en büyük kötülüğü yapmış sayılacaklardır. En ağır bir ilkesizliği yaşama durumuna düşülmek istenilmiyorsa hiç kimse kendi bölgesinde belirlenen aday dışındaki adaylara oy vermemelidir. Hareket olarak biz özellikle ittifak adaylarının kazanmasını istiyoruz ve mevcut gösterilen adaylar arasına hiçbir farkın konulmaması gerektiğini de belirtmek istiyoruz. Bir bu konuda eğer disiplin hakim kılınır ve zaaf yaşanmazsa eminim ki önemli sonuçlar alınacaktır.

OKUMA YAZMASI OLMAYANLARA SON SAATE KADAR OY KULLANMA TARZI ÖĞRETİLMELİ

Diğer önemli bir husus ise AKP’nin bağımsız adayları seçtirmeme taktiklerini boşa çıkarmak için okuma-yazması olmayan ve yaşlı insanlarımıza mutlaka ama mutlaka doğru oy kullanma tarzının öğretilmesi gerektiğidir. Bunun yapıldığını bizler de izliyoruz. Ama son saate kadar da bunu sürdürmek ve mutlaka bu konuda başarılı bir düzeyi ortaya çıkararak, AKP’nin bu çirkef taktiğini boşa çıkarmak gerekiyor.

OY KULLANILAN SANDIĞA SAYIM SONUÇLARI AÇIKLANANA KADAR SAHİP ÇIKILMALI

Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da halkımızın oy kullandığı sandığa sayım sonuçlarının açıklanmasına kadar sahip çıkılmasıdır. Çünkü belli ki birçok hilelere, şiddet ve baskı yöntemlerine başvuracaklardır. Devlet imkanlarını kullanarak, hilenin yapılması halinde halkımıza buna karşı sessiz kalmamalı, kabul etmemeli, oylarına sahip çıkmayı bilmelidir. Adaletsizliğin ve hilenin görüldüğü yerde halkımızın başkaldırmaya ve her türlü yöntemi kullanma hakkı vardır. Bunun için hazır olunmalıdır. Hiç kimse baskıdan korkmamalıdır.

GÜN CESARET VE FEDAKARLIK GÜNÜDÜR

Gün cesaret günüdür, gün fedakarlık günüdür. Gün Kürt sorununun çözümü için her türlü riski göze alma günüdür. Özellikle birçok köyde subaylar, çeşitli yetkililer gidip halkı tehdit etmişlerdir ve bazı yerlerde oy satın almak istemektedirler. Halkımız “oy namustur, namus satılmaz” sloganına bağlı kalarak, her türlü baskı, şiddet yöntemlerine aldırmadan, Kürt halkının iradesini ortaya koymadaki üstüne düşen rolü mutlaka oynamalıdır. Demokratik cesareti gösterelim, baskıdan korkmayalım, çıkar için oy kullanmayalım! Kürt halkının geleceği için oy kullanalım, duruşu her tarafta sergilenmelidir. Birilerinin milletvekili yapılması için değil, Kürt sorununun çözümü için, barışın gelmesi için oy kullanılmalıdır. Demokratik müreffeh bir ülkede özgürce yaşamak için, kendi ana diliyle, kendi gelenek ve görenekleriyle, kendi tarihi ve kültürüyle bu topraklarda insanca ve özgür bir biçimde, eşit bir tarzda özerk demokratik Kürdistan'da yaşamak için oy kullanılmalıdır.

BU SÜREÇ OLAĞANÜSTÜ BİR SÜREÇTİR

Tarihin bu aşaması özellikle bu seçim sürecini çok önemli kılmıştır. Barıştan yana olan kesimler, bütün yurtsever halkımız bilmeli ki bu süreç normal bir süreç değildir, olağanüstü bir süreçtir. Bu süreç Kürt sorununun çözüm sürecidir. Kürt sorununun çözümünde yol ayrımına gelinmiş bir süreçtir. Bu açıdan barıştan, özgürlükten ve demokrasiden yana olan her kişi, Türkiyeli olsun, Kürdistanlı olsun oyunu barıştan yana kullanmalıdır. Böylece barış elini güçlendiren bir tutum almalıdır. Eğer halkımız büyük bir ekseriyetle barıştan yana tavrını ortaya koyarsa barışın eli güçlenecek, savaş rantçısı güçlerin eli zayıflayacaktır. Bunu bilelim. Geleceğin savaş değil, barışçıl bir sürece dönüşmesi için mutlaka gereken tavrın konulması, mutlaka gereken örgütlülüğün, disiplinin gösterilmesi gerekmektedir. Ben halkımızın bu konuda yüksek düzeyde bir fedakarlığı, bir iradeleşmeyi, özverili bir duruşu sergileyeceğine inanıyorum.

Gülistan Tara

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info    
Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.