Egemen Tarihin Laneti Komploculuk!
Kadın / 10 Şubat 2011 Perşembe Saat 07:33
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Komploculuk sınıflı toplumun insanlığa musallat ettiği en büyük kötülüktür.

Komploculuk sınıflı toplumun insanlığa musallat ettiği en büyük kötülüktür. Sert sınıf sömürüsü ve baskısına karşı gelişen direniş geleneğini yaşayan ve yaşatan kesimlerin ince ve kaba yöntemlerle etkisizleştirilmesini amaçlamaktadır. İdeolojik yanıltma ve kaba baskı içeren yöntemlerle komplolar uygulanır. İdeolojik silahlarla düzeni sürdürmek amaçlanır. İdeolojik yanıltmanın yetmediği yerde kaba şiddet devreye konulur. Yeni kendini dayatınca, yeni inanç sisteminin doğumu gerçek olmaya yüz tutunca artık bunu engellemek için her türden gerici zor devreye konulur. Birçok ilkin mucidi Sümerlerin insanlığa armağan ettiği bir olgudur komploculuk. Tapınaklarda inşa edilmek istenen sömürü sisteminin insanlığa iyi bir düzen diye yutturulmak istenmesidir. Sümer rahiplerin yaratımı olan negatif mitolojiyi insanlığın başına örülmüş en büyük komplo olarak yorumlamak mümkündür. Her tarafı kuşatan tanrılar insan zihnine egemen kılınmaktadır. İnsan olgusunun eşi görülmemiş bir tarzda alçaltılışı adeta tanrıların dışkısından yaratılmış varlıklar olarak ifadelendirilmesi lanetin ta kendisi olmuştur. Tarihte ilk büyük toplumsal çarpıtma ve sınıflaşma bu biçimde geçerli kılınmaktadır. Gök tanrılarının yeryüzündeki temsilini yeryüzü tanrıları yaparak, efendiler takımı en büyük dokunulmazlık zırhına bürünüyorlar. Egemenlik ilahi bir gerçeklik olarak havsalalara kazınmaktadır. Artık tarih bu komplonun somut koşullara dönüşüm geçirmesi, yerleşmesi ve tüm toplumlara yedirilmesinin hikâyeleri ve rivayetleri şeklinde bir ihtiva kazanacaktır. Bizler Sümer tapınağını ilk komploculuğun karargâhı olarak tanımlıyoruz. Sümer mitolojileri, gerçeği bu açılardan okumakta büyük bir kaynak rolündedir. Komploların tatlı bilgesi ENKİ bu geleneğin fikir babasıdır. Onun genlerinin taşıyıcıları olan erkek evlatları tüm zamanlarda onu aratmayan tarzda komploculuk hünerini sunmaktan geri durmadılar.
Tarihin en alçak komplosu insanın düşürülüşü ile kadının cins köleliği temelinde gerçekleştirilende ifadesini bulur. Toplum düşürülen cins ve köle sınıfıyla bir bataklıkta bir daha çıkmamacasına debelenecektir.  Böylece hem tanrıçadan hem de doğal özgür insandan en büyük intikam bu şekilde alınır. Artık egemen güruh efendileşirken, kulların payına önce tapınaklarda, sonra genelev ve özel evler de bir daha başını beladan kurtaramayacak kadar bataklıkta boğdurulmak düşecektir.  Sümer uygarlığın ikizleri gibi nice çocukları da aynı ideolojik harçtan yararlanarak doğup gelişeceklerdir. Aynı kirli ve hain geni paylaşarak bu laneti bugünlere getirmeyi başaracaklar. Her çağ kendi kahramanını yarattığı kadar, özgürlüksüzlüğün bedeli olarak birbirinden acımasız komplo ve komplocuları da tanıyacaktır. Bu yanı ile tarihe bir göz atmak öğretici olacaktır. Tarih iyi okunduğunda, tarihin ikili karakteri fark edildiğinden işte o zaman gerçek tarih inşacılarının değeri anlaşılacaktır. 

Ne acıdır ki tarihin büyük olaylarının tümünde komplolar gerçeği sırıtmaktadır. Tüm halkların tarihinde komplolar eksik olmamıştır.  Bunun nedeni sınıflı uygarlık olgusunun sömürü ve iktidar sapkınlığıdır. Komplo bir iktidar mekanizması olarak kendini var eder.  İktidarın olduğu tüm mekân ve zamanlarda komplolar gerçeği eksik olmayacaktır. Her çağın komploları kendine has özgünlükler taşıyacaklar.  Biçim ve uygulamada çeşitlilik kazanan komplo gerçeğinde değişmeyen tek şey özüydü. Yani iktidarın öteki- gizli yüzünün veya yüzsüzlüğünün insafsız uygulamalarındaki çirkeflikti hiç değişmeyen şey. Bu çirkin olguyu, egemen tarihin lanetini deşmek bile insan ruhu ve beynini dehşete düşürmeye yetmektedir. Olayların çokluğu ve komploların acımasız uygulamaları sonucu oluşan vahşet tablolarını işlemek güç ister. Buna yeltenmek büyük yürek ister. Tarihte bu yürekliliği sergileyenler olsa da bunun en büyük savaşımını AMARALI BİLGE başardı. Tarihi hiç kimse komplolar gerçeğini inceleyerek yazmayı başarmamıştı. Ezberleri bozan bu tarih yazımı, bugüne kadar komplo düzenekleriyle süren sistemi kökten dinamitlemişti. Çünkü artık yalana dayalı yaşamların, yaşamsızlık hali olduğu gerçeği gün yüzüne çıkartılıyordu. Yanlış yaşamların sırrı ifşa ediliyordu. İktidar şifreleri bir bir kırılıyordu. Artık yalancı ve zalim devletçi iktidarcı güçlerin maskesi düşürülmüştü.  Gerçeğin yerine konulan yalanın sahteliği gün yüzüne çıkartılıyordu. Gerçek aydınlanıyordu yeniden. Hakikat doğuyordu AMARALI BİLGEYLE. Hakikati kendi varlıklarının can düşmanı sayan çağın Ehrimanları tayakuza geçmişlerdi. Onlar yaşamak için insanlık adına gür sesle haykıran AMRALI BİLGEYİ imha etmenin derdine düşmüşlerdi, çünkü yaşamları bilgenin yok oluşuna bağlıydı. Hakikatin olduğu yerde onlara yer olamazdı. İktidarın panzeri hakikatti. Hakikat tarihin inkâr eden yüzünü canlandırmıştı. Varlıkları bastırılan, inkâr edilen, insan yerine konulmayan hep öteki olarak lanse edilenler hakikat yoluna girmişlerdi. Laneti sorgulayan çokluklar bir avuç olan iktidar güruhundan hesap sorar hale geliyorlardı. İşte bu bazılarının çokta dillendirdikleri tarihin sonu teranesinin gerçek olmasıydı. Yalana dayalı, sahtekârlık ve komplocu sistemin sonu sayılabilecek gelişmelerdi. O yüzden tüm çağların en büyük komploculuğu tezgâhlandı. Komplonun büyüklüğü, yaşanan tehlikenin büyüklüğünü gözler önüne seriyordu.  İktidarcı güçleri tarihteki en büyük ittifaka yönelten, ezilenlerin gör sesini haykıran AMARALI BİLGENİN direnişçi kişiliği idi. Sokrat’ın bilgeliğinde kendini bilerek yaşayan, Zerdüşt erdemi ve korkusuzluğunda tüm sistemsel sahte tanrılara ‘siz kimsiniz diyecek’ yürekliliği sergilemekten geri durmayacak olan bu toprakların en arif insanı AMARALI BİLGE artık egemenliğin korkulu rüyası olarak gelişmektedir. Komplocu düzenlerin ihaneti ile kaybolan adalet yerini buluyordu. Tarihin kayıp adreslerinde unutturulmak istenenler uyanıyorlardı. Herkes hak ettiği değer ve anlamı yeniden kazanıyordu.  Tarihsel yalnızlığa mahkûm edilenler artık yalnız değillerdi. Yanlarında büyük BİLGE vardı. Artık onlar yalnız değillerdi. Halklar gibi tarihin ilk sömürgesi olan biz kadınlara da artık gün doğmuştu.  Egemenlikli zihniyetin komploculuğuyla anlam yitimine uğrayan yaşamlarımız bir daha yeniden yaratılıyordu. Komploculuktan en fazla zarar görenler olarak, kavgada en önde koşanlar olduk. Özgürlük için her bedeli ödemeye ant içtik. Yüzyıllar boyunca bizlere dayatılan kölece yaşamın kahrında yitip giden yaşamlarımızı anlamla, yani özgürlükle donatmak istedik. Kölece yaşamların soğukluğunda yüz yıllar boyunca çaresizce debelenmiştik. Yaşamın en acınası varlıkları konumuna düşürülmüştük. Artık buna tahammül edecek halimiz kalmamıştı. Ya özgürlük, ya özgürlükten öte hiçbir seçeneğimiz kalmamıştı. O yüzden AMARALI BİLGENİN peşine verdik. Onunla aynı kulvarda özgürlüğe yol aldık. Bizi tarihsel yalnızlıktan kurtaran GÜNEŞİMİZLE inançta, bilinçte, eylemde, zikirde, fikirde buluşmak özgürlüğün ta kendisi olacaktır. Kadınlar olarak tarih boyunca sahte armağanlarla, köleliğe çekilmek istendik. Hiçbir kişi, kurum, düşence ve felsefenin düşünemediğini AMARALI BİLGE biz kadınlar için düşündü. Bizler körleşen, bilinçlerimiz ve felç olan iradelerimizle bize sunulan kölelik tuzaklarını anlayamıyorduk. Döşenen yollarda, sunulan yaşamlarda, kör cahiller gibi yürüyorduk. Yanlış yaşamlarda büyüyorduk, yanlış yaşamlarda, yanlışı doğru diye benimsiyorduk.  Böylece yaşamadan, yaşatmadan yaşamlar tüketiyorduk. Komplocu sistemin en fazla donanımsız bıraktığı toplumsal kesimlerin başında biz kadınlar geliyorduk. Komploculuğun bizi kadınlara reva gördüğü bu çemberi yaran AMARALI BİLGE savaşların en büyüğünü bu eksende sergiledi. Bu kavganın ürünü yeni güne doğan özgür kadın gerçekleşmesi oldu. Gülen kadının yüzünde insanlık yeniden kendine dönüyordu. Artık güneş kadını yeniden gerçek oluyordu bu topraklarda. Güneş kadınının öncülüğünde özgürlüğe koşan halklar komploculuğu kendi karanlıklarından boğuyordu. Özgürlük arayışçılığından vazgeçmeyen milyonlar komploculuğa panzehir oluyordu. Komploculuğu lanetle kınadığımız bu günlerde, komploculuğu insanlığa bir kader gibi dayatmak isteyen devletçi iktidarcı güçlere anladıkları dilde cevap verebilmeliyiz. Komplocu düzenlerin sahte yaşamlarını red ederek, gerçek hakikatle yüklü yaşamlarımızı başarıyla inşa edelim. Komploculuk umuda, sevgiye, bilgiye, hakikate indirilen darbeyse, özgür insanlıkta ısrar en büyük erdem olarak komploculuğu doğduğu yerde yenilgiye uğratmayı bilecektir. Bu inançla her mekân ve zamanda özgür yaşamın mimarları olma andımızı koruyarak, komploculuğun yenilgisinde üzerimize düşen rolü oynama kararlılığımızı her zamankinden daha güçlü haykıralım.

Rojinda Şilan 

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info





Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.