Kasım Engin
Faşizmin Dostları Yarın Pişman Olacaklardır
29 Eylül 2018 Cumartesi Saat 06:30

Faşizan rejimler vefasız rejimlerdir. Vefasızdırlar çünkü faşizm bireyciliğin ve egoizmin zirvedeki yaşanış biçimidir. Bireycilerin ve egoistlerin ise kendileri dışında başkalarına ne değer verirler ne de başkalarına güvendikleri görülmüştür.

Faşizm bir suç rejimidir. Faşizm korku yayma ve inşa etme üzerine kurulu bir rejimidir. Faşizm, korkuyu yaymadıkça, korkuyu başkalarına bulaştırmadıkça kendisini ayakta tutamaz. Faşizm ayakta kalabilmek için; mutlaka başka düşünenleri, başka yaşayanları ve başka kültürleri ezmesi gerekiyor. Çünkü faşizm başka renklere ve seslere hoşgörü gösterdiği an, biter.

Evet, faşizm tek seslilik ve tek renkliliktir. Daha doğrusu faşizm sessizlik ve renksizliktir, yani kara ve ak olma rejimidir. Bunun için, böyle bir rejim ile ne yaşanılır ne de dost olunur. Böyle bir rejimle dost olanlar ya da böyle bir rejime yakın duranlar, bir gün mutlaka bedelini ağır öderler. Her zaman ödedikleri gibi.

Türkiye cumhuriyeti devleti Erdoğan ismindeki diktatörüyle tam bir faşizmi Türkiye’ye hakim kılmak istemektedir. Adım adım faşizmi bu minvalde hakim de kılmaya çalışmaktadır.

Çok uzağa gitmeden Türkiye’de olup bitenlere bakmak yeterlidir. Bugün Türkiye’de tek bir ses vardır, o da; Erdoğan’ın sesidir. Diğer tüm sesler ya ona katılmak ya da katılmadıkları durumlarında, hesabını vermek zorundadırlar.

Bırakalım muhalif görüşler sunmayı, siyaset dışında bile başka düşünme, suç sayılmak için yeterince bir delil ve gerekçedir.

Örneğin, Dolar’ın 7,15 Lira’ya çıktığını ifade etmek bile, bir terör örgütü üyesi olmak için yeterli bir delil gösterilerek, tutuklama gerekçesi olabilir. Ya da bugün onlarca gazetecinin zindana atıldığına bakıldığında, başka düşünmenin ne anlama geldiğini görmek yeter de artar da.

Dahası, farklı düşünenlerin bio-iktidar yöntemiyle hızla baskılanarak teslim alınmaları, Erdoğan tarzı faşizmin ne anlama geldiğine iyi bir örnektir. Bio-iktidar bilindiği gibi boğaz üzerinden bireyleri ve toplumları teslim alma yöntemidir. Aç bırakarak, hizaya çekme tüm faşistlerin ortak bir yol ve yöntemi olsa da, Erdoğan’da bu zirvededir.

Ve tabi Erdoğan faşizminin tüm uygulamaları bunlar değildir. Gerektiğinde çeteleri, yankesicileri, mafyacıları derken ne kadar böyle kontrol edilmeye müsait olmayan yapı varsa, hepsini örgütleyerek başka düşünenlerin üzerine sürerek, karşıtlarını teslim almak bu faşizan rejiminin en belirgin bir taktiğidir.

Avrupa’ya ihraç edilen DAİŞ’çileri bu bağlamda ele aldığımızda; Charlie Hebdo, Berlin, Paris, Brüksel ve Londra’daki saldırılar daha rahat anlaşılabilir. Dikkat edersek, yukarıda ismi verilen yerler ve verilmeyen yerler-ülkeler, TC faşist diktatörüyle çelişkiye düştüklerinde bombaların nasıl patlatıldığı rahatlıkla görülmüştür. Hem de Erdoğan söylemiş ve ardından birkaç saat geçmeden DAİŞ’çiler bombaları Avrupa’nın başına patlatmalarıyla, Avrupa’nın sözde devası devletleri nasıl Erdoğan’ın dizlerine geldiklerini herkes görmüştür. Merkel’in, May’in hatta Macron’un tıpış tıpış Erdoğan’ın dizlerine gelmeleri bu faşizan yol ve yöntemleri-nasıl ki zamanında Hitler kullanmış ise-bugün Erdoğan daha etkili bir şekilde kullanmaktadır.

Uzatmadan, Erdoğan faşizmi kendisi gibi düşünmeyenlere tahammülü en az olan rejimdir. Farklı düşünenlere yönelme, ezme de Erdoğan faşizminin bir taktiğidir. Bunun da tümden diktatörlerin ve faşistlerin yol ve yöntemleri olduğunu herkes bilmektedir.

Bunun için diyoruz ki, faşizm ile ve faşistlerle dost olunmaz. Faşizm mutlak itaat isteyen ve mutlak biat isteyen bir rejimdir. Egosu şişirilmiş, kendilerine özel görev ve misyonlar biçen sözde seçilmiş diktatörlere boyun eğerek, önlerinde eğilerek, faşizanlıklarını kontrol etmeye çalışmak boş bir çabadır. Böyle olabilseydi, en fazla Hitler durdurula bilinir ve kapitalist sisteme monte edile bilinirdi. Dikkat edersek, zamanında Hitler’i yanlarına çekerek egosunu az da olsa söndürülmesine dönük tüm çabalar boşa çıkmıştır. Sonuç almamışlardır. Tam tersine Hitler ile girilen tüm ilişkiler ters tepmişlerdir. Başta da Stalin’in Hitler ile geliştirdiği ilişkiler ve sözde barış antlaşmalarının tümü Sovyetlere ölüm olarak dönmüşlerdir.

Evet, faşist diktatörlerle yaşanılmaz. Böyleleriyle ilişkilenemez. Böylelerine taviz verilemez. Çünkü böylelerine, her türden ilişkilenme, taviz ve uzlaşma onların mutlaka daha fazla güçlenmesi demek olduğu gibi, böyle ilkesiz siyaset yapanların ise sonlarının başlangıcıdır. Buna da en iyi örnek yine Hitler’dir.

Yeniden belirtelim ki, Erdoğan ismindeki faşistle Almanya’da Valser tutmak, Venezüella’da Samba oynamak, İspanya’da Tango Amerika’da Rock ve İngiltere’de Pop çalmak sadece ve sadece faşizmi güçlendirir. Tıptaki deyimle bir faşistle ilişkilenmek sadece ve sadece metastaza yol açar ki, bu metastaz yine sadece ve sadece faşizme hizmet eder. “Metastaz, kanserli hücrelerin bulundukları doku dışında doğrudan ya da kan-lenf damarlarıyla başka bölgelere sıçraması gibi,” faşizm ile ilişkilenme faşistlerin ve görüşlerinin de böyle başka yerlere sıçraması demek olduğunu bilerek, ne faşizmin ne de faşistlerden dost olunacağının bilinciyle.

 

Kasım Engin

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html