Kasım Engin
Filistin’in Sahte, İsrail’in Yakın Dostu Erdoğan
20 Mayıs 2018 Pazar Saat 17:23

Yahudi halkı Ortadoğu toprakların en kadim halklarından biri olarak tüm halklar kadar eşit ve özgürce yaşama hakkı vardır. “Yahudiler Ortadoğu kültürünün ana varlıklarından biridir. İnkâr edilmeleri ve soykırıma uğratılmaları herkes için bir kayıptır...”

Ne var ki, Yahudilik adına kapitalist modernist güçlerin bizatihi eliyle oluşturulmuş olan İsrail devleti Siyonist ideolojisiyle başta Yahudi halkı olmak üzere, insanlığa büyük zararlar verdiği gibi zarar vermeye de devam ediyor.

Ne acıdır ki, İsrail Siyonist devleti varlığını mazlum Filistin halkının yok oluşunda görmektedir. Bundandır ki, Filistin-İsrail sorunu on yıllardır akan açık bir yaradır. Ve bu yara her türlü acıyı, kıyımı ve doğası gereği tehlikeyi de kendi içerisinde barındırmaya devam etmektedir.

Filistin halkının Nakba Günü yani Yevmü-n-Nakba olarak adlandırdıkları ve “Talihsizlik Günü” olarak tarihe geçen 15 Mayıs 1948 günü halen Filistin halkına büyük felaketler getirmeye devam etmektedir. Birilerinin var oluşu başkalarının yok oluşu ve göçertilmesi-sürülmesi, en büyük insanlık dramlarındandır.

Dram Filistin halkının dramı olarak yansısa da, Yahudi halkının da Siyonizm ideolojisiyle kendisini örgütlemiş İsrail devletinin de dramı ve handikabıdır.

Kürt Halk Önderliği bu dilemmayı: “Genelde Yahudi ve özelde İsrail sorunu çözülmeden, ne Ortadoğu’da ne de dünyada toplumlar sorunlarını çözebilir. Ulus-devlet perspektifli tüm yaklaşımların sorun çözen değil ağırlaştıran özellikte olduklarına dair hiçbir örnek İsrail-Filistin örneği kadar öğretici değildir. İsrail-Filistin Savaşında dünyanın parası ve kanı akıtıldı. Bütün bunlardan geriye içinden çıkılması daha da zorlaşmış ağır bir sorunlar yumağı miras kalmıştır. İsrail-Filistin örneğinde iflas eden, kapitalist modernite ve onun ulus-devletçi paradigmasıdır” diye ifade etmektedir.

Bu kısa makalemizde uzun uzun İsrail devletinin oluşumu, getirdikleri ve götürdüklerini genişçe işlemeyeceğiz. Bu kısa makalemizde esasta İsrail devleti ile ilk günden başlayarak tam bir ahenk ve destek içerisinde kendisini var eden TC sömürgeci devletinin geçmiş ilişkilerine ve bugününe kısa göz atmak istiyoruz.

Biliniyor, İsrail devleti ilk tanıyan devlet TC sömürgeci devletidir. Yine zamanla da İsrail ile en ileri düzeyde ilişkileri-özelde de 1990’lardan sonra- geliştiren yine TC sömürgeci devleti olmuştur. Askeri sahadaki stratejik güvenlik işbirlikleri bilindiği gibi, ekonomik ilişkileri de bilinmektedir.

Tuhaf gelse de İsrail devleti ile en ileri düzeyde ilişkileri kuran ve geliştiren ise RTE ismindeki faşist kişiliktir. Tuhaflık ilişkilerin geliştirilmesinde değildir, tuhaflık Filistin halkına yakın durduğunu söyleyipte hep İsrail devleti ile en ileri düzeyde ekonomik ve askeri ilişkiler içerisinde olmasıdır.

Faşist diktatörün İsrail devletine karşı en sert ve meşhur sözü, “One Minute” idi. One Minute diyerek İsrail devletine-aslında Yahudi halkına- saldırmış olan faşist Erdoğan kişiliği çok daha tuhaftır ki, ilişkilerini İsrail ile kesmemiş tam tersine ekonomik ilişkilerini bu sözde gergin süreçte daha fazla geliştirmiştir.

Yine biliniyor Mavi Marmara Gemisi meselesinde en fazla Yahudilere saldırmış olan Erdoğan iken yine kimsenin anlamadığı, anlamakta ise zorlandığı tuhaf durum ise Erdoğan’ın çark etmesiydi. Mavi Marmara Gemisi olayında, “Türkiye’de otorite bizsek biz zaten gitmelerine izin verdik...” diyen ve İsrail’e saldıran Erdoğan, çokta uzun bir zaman geçmeden bu kez Mavi Marmara Gemisi seferini örgütleyen İHH yöneticilerine hitaben; “Dönemin başbakanından izin mi aldınız, oturun kıçınızın üstüne” diyerek, inanılmaz düzeyde hem sert çıkışmış hem de hakaret etmiştir.

Özü böyle olan, Siyonizm’in yakın dostu faşist Erdoğan ismindeki kişilik işine nasıl geliyorsa öyle, kendi çıkarları temelinde hareket etmekte hiç bir beis görmemektedir. Yarın, faşist Erdoğan aynen bundan birkaç yıl önce kendisi görevde olduğu sürece İsrail’le ilişkilerin düzelmeyeceğini ilan ederse şaşmamak gerekir. Çünkü, faşist kişilik tam bir bukalemun ve bel kemiği yani omuriliği olmayan bir oportünist ve münafıktır.

En son yine İsrail’e verip veriştirmeye başlamıştır. Ne tuhaftır ki, söz düzeyinde İsrail’e saldıran bir faşist Erdoğan var iken, ekonomik ilişkiler açısından ise 2002 yılından bu yana İsrail ile tam 4 kat ekonomik hacmi genişleten yine faşist bir Erdoğan söz konusudur.

Türkiye’nin İsrail ile ilişkileri geliştirip geliştirilmemesi tartışılmıyor. Elbette İsrail ile de başka ülkelerle de herkes istediği ekonomik ve siyasi ilişkileri geliştirebilir. Ancak bu ilişkileri sadece kendi kirli çıkarları temelinde kullanmak, en aşağılık ve iğrenç ilişkilenme biçimidir.

Daha somut olarak, mazlum Filistin halkının en temiz insani duygularını kendi kirli ve insanlık dışı çıkarları için sürekli kullanan Erdoğan ismindeki münafık ve faşist kişiliğin, bu politikalarının artık Filistin halkı başta olmak üzere tüm Arap halkı tarafından görülmesi umuduyla...

Kasım Engin 

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html