Can Toprak
Zalimlerin Zulmünü Örtbas Etmek
16 Mayıs 2017 Salı Saat 15:50
Bunu başardıkları oranda ise zulme dayanarak saltanatlarını sürdürürler. Bundan dolayı uygulanan zulmün düzeyi artıkça, üretilen yalanların ve gerekçelerin oranı da yükselir. Bu bir-birini takip eden, bir-birini koşullayan bir yasadır. Sömürgecilerin gittikleri yerlere uygarlık taşıdıkları propagandası onların vazgeçmedikleri tarihi yalanlarıdır. TC, 20’inci yüzyılın başında insanlık tarihinin en alçakça uygulaması olan Ermeni soykırımına imza atmıştı. Bunu’ onlar saldırdı’ yalan ve çarpıtmaları izlemiş ve halen devam etmektedir. Bu soykırımda feyz alan Hitler daha alçakça bir uygulamayı Yahudilere karşı devreye koymuş, gaz odalarını ve toplama kamplarını icat etmişti. Kötülüğün sıradanlaşması ve zirveleşmesi olan bu uygulamayı Yahudileri tüm kötülüklerin müsebbibi gösterme yalanları ve Göbels’in devasa propaganda faaliyetleri izlemişti. Benzer bir durum yüz yılın sonlarına doğru Saddam eliyle Halepçe’de tekrarlanmıştı. Saddam, Kürtlerin özgürlük taleplerini gerekçe göstererek Halepçe’de kimyasal silah kulanmış ve binlerin cansız bedenleri ile insanlığın hafızasına kazınmasına neden olmuştu. Öncesinden-sonrasında yeryüzünün başka yerlerinde başka zalimler benzer uygulamalara başvurmuş, uyguladıkları zulüm düzeyine denk yalan ve gerekçe üretmişledir. İnsanlık hafızası bu duruma yabancı değildir. Her vicdan ve akıl sahibi insan zulüm, adaletsizlik ve kötülüğün olduğu yerde bunları yalan ve çarpıtmaların takip edeceğini bilmektedir.  Çünkü bu durum her zaman ve zeminde zalimlerin asla vazgeçmedikleri bir uygulamasıdır.

Güncelde bir kez daha bu uygulama ile karşı-karşıyayız.  Kürtler toprağını, suyunu, evini, onurunu korumak istediklerinde zalimlerin hışmına uğramakta, zulmün en aşağılık biçimlerine maruz kalmaktadırlar. Yerleşim alanları haritan silinmekte, genç-yaşlı, suçlu-suçsuz denilmeden insanlar kıyıma tabi tutulmaktadırlar. Sömürgeci TC, bu konuda sınır içi-dışı ayırımı gözetmeden Kürdün yaşama hakkına, kimliğine, onuruna düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğüne karşı öldürücü saldırılar yapılmaktadır. Bakur alanını baştan-başa bir siyasi, askeri operasyon zeminine dönüştürmektedir. Her operasyon onlarca insanın ölümü, yerleşim alanlarının tahrip olması, yüzlerce insanın mağduriyeti, doğanın tahribine neden olmaktadır. Kürdün bunu önleme ve buna karşı direnmeye dönük her çabası ise Sömürgeciler tarafında terörizm olarak adlandırmakta, yaftalamaktadır. Terörizm kelimesinin kökü, yakmak, yıkmak, yok etmek ve başka bir şeye dönüştürmeyi tanımlayan ‘tearera’ kavramına dayanmaktadır. Bu anlamıyla da terörizm tanımı en fazla TC’nin yaptıklarına denk düşmektedir. Fakat TC oluşturduğu büyük yalan makinası ve yaptığı çarpıtmalarla Kürtlerin zulme karşı varlıklarını koruma çabasını terörizm olarak yaftalamaktadır. Kuşkusuz sömürgecilerden başkada bir tutum da beklenemez. Çünkü sömürgeciler zulüm uyguladıkları oranda, yalan üretmek ve çarpıtmada bulunmak zorundadırlar. Bu onların varlık gerekçesi, varlıklarını sürdürme biçimidir. Fakat mazlum bir halkın davasının savunucusu olduğu iddiasındaki bir gücün TC ile aynı zeminde buluşması, onun adına, ondan daha fazla gerekçe üretmesinin izahı yoktur. KDP’nin son Şengal saldırısı karşısındaki tavrı-yaklaşımı, duruşu tamda böyledir. TC, Şengel’de İşit denilen barbarlar sürüsünün yarım bıraktığı kıyımı tamamlamak istiyor. Bunun için her türlü imkânını seferber ederek saldırıyor. Öldürmek, yok etmek, bunları başarmadığı anda ise alandaki kitleleri göçertmek istiyor. Çıldırmışçasına, tüm kaynaklarını seferber ederek, peşkeş çekerek küresel ve bölgesel güçleri arkasına almak, saldırılarına ortak etmek, en azında tepkisiz hale getirmek istiyor. Fakat tüm bu alçakça çabalarına rağmen başta ABD, AB, Rusya olmak üzere tüm güçler bu saldırıları kınıyor, TC’nin yayılımcı emellerine karşı tavır koyuyor. Bu durumu Irak, Suriye, İran ve diğer bölgesel güçlerin karşı çıkışları izliyor. Yani bir biriyle uyumlu yâda karşıt bölgesel ve yerel tüm güçler söylem düzeyinde olsa da TC’nin saldırganlığına karşı tavır sahibi oluyorlar. Kınama yayınlıyorlar. TC’nin yaptığı saldırıların Uluslararası hukukla bağdaşmadığını ifade ediyorlar. Fakat ibadet edercesine her gün Kürdistan’ın bağımsızlığını gündemleştiren KDP, Kürdistan halkına dönük saldırılar karşısında tavır sahibi olacağına, durmadan saldırgan TC için gerekçe üstüne-gerekçe üretmektedir. Daha fazla saldırılar olması için elinden geleni yapmaktadır. Şengel’de direnişçilerin varlığını, Zalimin zulmüne gerekçe yapmakta, alçakça saldırıları meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Barzani hanedanlığının mensupları birer sömürgeci cellat gibi büyük bir gayretle kamuoyunda bu saldırıların meşrulaştırması yönünde çalışmaktadırlar. MİT ve Parastın ortaklığının ürünü olarak faaliyet yürüten Rudaw ile K. 24 televizyonları ise bu konuda özel misyonla çalışmaktadırlar. 1990’lı yıllarda Ertürk Yöndem’in Anadolu’da görünüm programlarına rahmet okutan yayınlarla zalimlerin zulmünü örtbas etmek, gerekçelendirmek istiyorlar. Fakat hangi ad, misyon ve kılıkla yapılırsa-yapılsın Şengel’de ‘PKK vardı, onun için bombalandı’ demek sömürgecilerin dili ve söylemidir. Sömürgeciliği, onun her türden zulmünü meşru görmek, göstermektir. PKK güçlerinin bulunduğu tüm Kürdistan’ı yakıp-yıkmayı, halkın katledilmesini meşru görmek, kamuoyunu buna ikna etmeye çalışmaktır. Halkın zulme karşı direnişini ve özgürlük arayışını ise peşinen ret ve mahkûm etmektir. Bu anlamıyla Şengel’de cellat TC ve DAİŞ’tir. Bu celladın yaptıklarına gerekçe üreten yardakçısı, yüzündeki maskesi ve meşrulaştırıcısı ise Barzani hanedanlığıdır.

Can Toprak

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html