Müstahaklarını Bulacak ve Kahrolacaklardır
30 Aralık 2017 Cumartesi Saat 15:43
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Cemal Şerik
Bir yanda bunlar yaşanırken R.T. Erdoğan’ın emri üzerine TC devletinin Genel Kurmay Başkanı Necdet Özel tarafından verilen talimatla Savaş Uçakları Uludere’nin Roboski Köyünü bombalamaktaydı. Kendilerine, orada sadece Roboskili köylülerin bulunduğu bildirilmesine rağmen savaş uçakları defalarca bombardımanlar da bulunmuş ve 34 yoksul Kürt köylüsünü katletmişlerdi. Böyle bir gerçekliğe, internet sayfalarına düşmesine, dünya haberlerine girmesine rağmen sömürgeci egemen basın-yayın organları böyle bir haberi görmemezlikten gelerek, vermemekte ısrar etmekteydiler.

Ancak bunu bir yere kadar “başarabildiler.” Gördüğü haberi, basın etiği açısından önemli bulan bir gazetecinin bu haberi o an içerisinde olduğu canlı yayın da vermesi ile de gizleyemez hale geldiler. Artık o andan sonra Roboski katliamı Kürdistan ve Türkiye kamuoyunun gündemine girmiş oldu. Yasak ve engellemelere rağmen alternatif, özgür basın-yayın organları tarafından katliamın görüntüleri kamuoyuna ulaştırılmaya başlanıldı. Basın-yayın organlarına yansıyan görüntüler ise; amiyane tabirle “tüyleri diken, diken eden” bir türdendi. Parçalanmış cesetler, çuval istifi gibi, yük hayvanlarına çuvallar içerisinde, battaniyelere sarılarak yüklenmiş olan insan bedenleri görüntülere, anaların-kız kardeşlerin, babaların, yakın çevrelerinin, akrabalarının acılı feryatları fotoğraf karelerine yansımaya başlamıştı.

Bu görüntüler sadece insanın “tüylerini diken, diken etmekle” kalmayıp, içerisinde öfke patlamasına, isyana neden olmuştu. Onun içindir ki, Türk Savaş Uçaklarının gerçekleştirdiği bu katliamı duyan herkes Roboski’ye doğru harekete geçmişti. Bir anda yüzbinlerce kişi; kadını-erkeği, çocuğu-yaşlısı ve genci Roboskiyi doldurmuştu. Roboski, Roboski olalı tarihinde böyle bir gün görmemişti. Tüm Kürdistan halkı, Türkiyeli Kürt dostları, devrimci ve demokrat çevreler Roboskililerin yanına gelmiş, onlara yönelik gerçekleştirilen bu savaş ve insanlık suçu karşısında ortak bir duruş sergilemişlerdi.

Roboski katliamı karşısında yaşanan bu sahipleniş ise, TC devletini ve onun adına hareket ettiğini söyleyen yetkililerinin/sözcülerinin de derin bir korkuya kapılmalarına neden olmuştu. Onun içindir ki, günlerce Roboski’ye giremedikleri gibi, halkın patlayan bu öfkesini geri çekmesi için, yalanlara dayanan oyalayıcı açıklamalarda bulunmuşlardı.

Aradan altı yıl geçti. TV devletinin tüm engellemelere, yasaklara, tahribatlara, dezenformasyon çabalarına rağmen Roboski katliamının unutturulmasına müsaade edilmedi, hafızalarda ki, o canlılığı korundu. Tabii ki bu da kendiliğinden gerçekleşmedi. Bunun sağlanması için Roboskili aileler, devrimci, demokratik ve duyarlı çevreler büyük bir mücadele içerisinde oldular. Bunu gerçekleştirirken de Roboski katliamını, yaşandığı günün yıl dönümüyle sınırlandırmadılar. Katliamın üzerinden geçen her günü, acılarının daha da biriktiği, hesap sorma günü haline getirdiler. Gösteriler yaptılar, mitingler düzenlediler, şiirler, öyküler yazdılar, resimler çizdiler, fotoğraf sergileri düzenlediler, açıklamalarda bulundular, mahkemelere başvurdular. Uluslararası alanda seslerini duyurmaya çalıştılar. Nere de insanlığa karşı suçlar işlenmişse, orada olmuşlar, yaşanan acıları kendi acıları olarak kabul ederek paylaşmışlardır. Bu şekilde   neredeyse katliamın gerçekleşmesinden bu güne kadar hemen hemen her gün gerçekleştirdikleri eylemleri, gösterileri ve protestoları ile Roboski katliamının gündemdeki yerini korumasını sağlamışladır.

Bugün de Roboskili aileler, devrimci, demokratik ve duyarlı çevreler 28 Aralık katliamının hesabını sormak için büyük bir kararlılıkla mücadelelerine devam etmektedirler. Roboski katliamının altıncı yılının geride bırakıldığı şu günlerde de bunun çabası içerisindeler. Ancak bunun karşısında katliamcı güçler de boş durmamaktadırlar. İnsanlık ve savaş suçlarına her gün bir yenisini eklemeye devam etmektedirler. Bunu yaparken de; devlet olmanın, iktidar koltuğunda oturmanın avantajlarını da sonuna kadar kullanmaktan geri kalmadıkları gibi, kendilerini dokunulmazlık zırhına büründürmektedirler. Onun içindir ki, bugün katliamın baş sorumluları hala halkın karşısına çıkma cüretini gösterebilmektedirler. Hala R.T. Erdoğan işgal ettiği o koltuk üzerinde oturabilmektedir, Necdet Özel kendini koruma altına aldığı mekanında yaşamını sürdürebilmektedir.

Elbette bu sonsuza kadar böyle gidecek değildir. Ne R.T. Erdoğan ne de Necdet Özel, bir gün kendilerinden işledikleri insanlık ve savaş suçlarının hesabını vereceklerdir. Her gün, uyumak için başlarını yastığa koyduklarında üzerlerine karabasan çökecek ve bir daha gözlerini uyumak için kapatamayacaklardır. Sürekli olarak gözlerinin önüne Roboski’de verdikleri emirle katledilen insanların parçalanmış ve tanınmaz hale gelmiş olan cesetlerin görüntüleri gelecektir. Anaların, kız kardeşlerin acılı feryatlarını kulaklarında duyacaklardır. Bunları gördükçe ve duydukça, uyumak için bir daha başlarını yastığa koymaya cesaret edemeyeceklerdir. Asıl olarak ta, o zaman; müstahaklarını bulacaklar ve kahrolacaklardır. 

Cemal Şerik

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html


Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Solin Bahar
Henüz Yazı Eklenmemiş
Bahar Deniz
Henüz Yazı Eklenmemiş

ARAMA