Erdoğan- Bahçeli diktatörlüğünün serseri mayınları
15 Nisan 2017 Cumartesi Saat 19:14
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Cemal Şerik

Avrupa’da daha önce de DAİŞ tarafından; silahlı, bombalı ve kamyonlu saldırılar sonucunda ölüm ve yaralanmaların yaşandığı olayları gerçekleştirilmişti. Bu saldırıların ardından da farklı açıklama ve değerlendirmelerde bulunulmuştu. Şimdi de Mısır ve İsveç’te aynı günler içerisinde meydana gelen bombalı saldırıların ardından benzeri tartışmalar yaşanmaya başladı. Bu tartışmalar içerisinde de en dikkat çekici olanı R.T. Erdoğan ve Devlet Bahçeli diktatörlüğü ile olan yorum ve değerlendirmeler oldu.

Parmaklar Erdoğan ve Bahçeli Faşizmini Gösteriyor

R.T. Erdoğan’ın bir süre önce Avrupa devletlerinin çok açık bir şekilde tehdit eden açıklaması, DAİŞ’in kullandığı Orta Asyalı gençler ve bunların eylemleri yapmak üzere Türkiye’den geçiş yapmaları vb. üzerine yapılan değerlendirmeler ise yapılan bu yorum ve tartışmalarda önemli bir yer tuttu.

R.T. Erdoğan yapmış olduğu açıklamada, hiçbir Avrupalının evinden güvenli bir şekilde dışarıya çıkamayacağını dile getirmişti. Bu açıklamanın ardından geçen birkaç saat sonra da İngiltere- Londra’da DAİŞ İngiltere Parlamentosu önünde içerisinde ölü ve yaralıların olduğu silahlı bir saldırı da bulunmuştu.

DAİŞ’in Avrupa ülkelerinde daha önce de benzeri saldırıları meydana gelmişti. Fransa, Belçika, Almanya vb. de bu saldırıların yaşandığı ülkeler arasında yerlerini almışlardı.  Bu saldırıların yaşandığı dönemler de Erdoğan-Bahçeli diktatörlüğünün Avrupa Devletleri ile gerek Avrupa Birliğine üyelik gerekse de mülteciler konusunda yapılan anlaşmalar, Suriye’de yaşanan savaş ve yürütülen müzakereler üzerine yürütmüş olduğu görüşmeler vardı. Ve görüşmelerde Avrupa devletlerinin kendilerine destek ve onay vermelerini istemekteydi. Bunlardan daha da öncelikli olarak ta Kürdistan’da uygulamaya koyduğu sömürgeci soykırım politikasına ve Rojava Devrimine karşı başlattığı saldırılara onay vermeleri yönünde dayatmalarda bulunmaktaydı. 

DAİŞ saldırılarının birbirinin ardı sıra Avrupa ülkelerinde yaşanmaya başlaması da işte böylesi bir süreçte meydana gelmişti. O zaman da DAİŞ üyeleri eylemlerini yapmak için tüm hazırlıklarını Türkiye’de yapmışlar, planlarını hazırlamışlar, silah ve patlayıcı gibi teknik donanımlarını yanlarına alarak; sınırdan, gümrük kapıları yada hava limanlarından ellerini-kollarını sallayarak Avrupa ülkelerine ulaşmışlardı.

DAİŞ’in Avrupa ülkelerinde saldırılarda bulunmak için hazırlıklarını yapmakta olduğu böylesi bir süreçte ise yine R.T. Erdoğan tarafından birbirinin ardı sıra Avrupa devletlerini tehditlere varan zorlayıcı açıklamaları basın-yayın organlarında yer almaya başlamıştı. R.T. Erdoğan yapmış oldukları bu açıklamalarda ise Avrupa devletlerinden aradığı, umduğu desteği bulamadığını dile getirmekteydi. Zaten bu tamda bu açıklamaların ardından DAİŞ harekete geçmişti. Avrupa ülkelerinde ve başta Türkiye olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde Avrupalılara ve Müslüman olmayan topluklara karşı katliamlara varan saldırılarda bulunmuştu.

Avrupa ülkelerinde DAİŞ tarafından gerçekleştirilen saldırıların ardından yapılan açıklamalar ise Erdoğan- Bahçeli diktatörlüğünün bu saldırılardaki rolünü çok açık bir şekilde ortaya koymaktaydı. Bu gerçeklik Avrupa Devletleri tarafından da bilinmekteydi. Ve bu konuda da ellerinde Erdoğan- Bahçeli diktatörlüğü ile DAİŞ arasındaki ilişkileri çok somut bir şekilde ortaya koyan belgeler bulunmaktaydı. Tüm bunlarda kendi istihbarat örgütleri tarafından da onaylanmıştı.

Çok açık bir şekilde olmasa da Avrupa devletlerinin yetkili temsilcileri, sözcüleri tarafından da bu gerçeklik, muhataplarının anlayacağı bir şekilde de dile getirilmişti. Fakat bu gerçekliğe rağmen Erdoğan- Bahçeli diktatörlüğü DAİŞ eliyle gerçekleştirdiği saldırılardan da tam anlamıyla olmasa da sonuç almıştı. Kürdistan’da 2015- 2016 yıllarında gerçekleştirilen sömürgeci soykırım saldırıları, insanlık ve savaş suçları karşısında başta Avrupa devletleri olmak üzere uluslararası güçlerin sessiz kalarak onaylayıcı bir pozisyona düşmelerinin nedenini de bu gerçeklik oluşturmuştu.

Erdoğan- Bahçeli diktatörlüğü başta Avrupa devletleri olmak üzere uluslararası güçleri aynı şekilde zorlamak ve onlardan var olan dayatmalarını kabul etmelerini istemektedir. Rojava ve Şengal’de Kürt halkının büyük bedeller ödeyerek elde ettiği kazanımların yok edilmesi için işbirlikçi ve hain güçleri de yanına alarak başlattığı saldırılara, onlardan kayıtsız destek, Bakuré Kürdistan işlediği insanlık ve savaş suçları karşısında sessiz kalarak onay vermelerini ve 16 Nisan “referandumunda” belirdikleri hedeflere ulaşmak için kendilerine olabildiği kadar kolaylık sağlamalarını ve önlerinde hiçbir şekilde engel teşkil etmemelerini istemektedir.

Ancak Erdoğan- Bahçeli diktatörlüğü var olan bu dayatmalarından istediği sonucu elde edememiştir. Bunun bir sonucu olarak ta yine DAİŞ’i devreye koyarak saldırı, onun eliyle içerisinde ölüm ve yaralanmalarında yaşandığı katliamları gündeme getirmiştir.

Erdoğan- Bahçeli Faşizminin; Orta Doğu JİTEM’i

Mısır’da, İsveç’te DAİŞ tarafından gerçekleştirilen saldırılardan sonra -her ne kadar Türkiye’de konuşulmasının ve gündemleştirilmesinin önüne geçiliyor olsa da- uluslararası alanda bunlar tartışılmaktadır. Mısır’da, İsveç’te katliamları gerçekleştiren DAİŞ elemanlarının kökenleri, hangi ülkeler üzerinden geldikleri ve bunların Türk istihbarat örgütleri ile olan bağı konu edilmektedir. Ve buradan hareketle de çok somut bir şekilde DAİŞ’in gerçekleştirdiği bu saldırıların arkasında Erdoğan- Bahçeli diktatörlüğünün olduğuna işaret edilmektedir.

Bunun böyle olmasının da anlaşılmaz bir yanı bulunmamaktadır. Ve hiçbir şekilde de yapılan bu tartışmalarda yapılan değerlendirmelerin Türkiye’deki ırkçı, faşist, din istismarcı kesimlerin göstermeye çalıştığı gibi, Türk ve Müslüman olmayanların bilinçli bir şekilde geliştirdikleri karşı propaganda ile de hiçbir şekilde bir alakası yoktur. Tamamen Erdoğan- Bahçeli diktatörlüğünün ırkçı, faşist, sömürgeci amaçları ve DAİŞ’le olan doğrudan bağları sonucunda dile getirilmektedir.

Erdoğan- Bahçeli diktatörlüğünün DAİŞ’le olan ilişkisi her yönüyle açığa çıkmıştır. Ve bu gerçek defalarca da belgelenmiştir. Kobané ve bir bütün olarak Rojava Kürdistan’ında DAİŞ Erdoğan- Bahçeli diktatörlüğü adına vekalet savaşı savaşı yürütmüştür. Bu bilinen bir gerçekliktir. DAİŞ çeteleri T.C.nin  devletinin resmi devlet sınırları içerisinde hareket ederek Kobané’ ye saldırmıştır. Yine bu sınırlar içerisinde eğitimlerini görmüşler, teknik donanımlarını sağlamışlar ve kendileri için bir geri cephe olarak kullanmışlardır. İçlerinde Türk Kontrgerilla elemanları aktif bir şekilde yer almıştır. Başta R.T. Erdoğan’ın aile çevresi olmak üzere birlikte petrol kaçakçılığı yapmışlardır.

Bununla birlikte Erdoğan- Bahçeli diktatörlüğünün DAİŞ içerisinde kurmuş olduğu etki ve denetimi başta Çeçenler olmak üzere Kafkas ve Orta Asya kökenli olanlar üzerinden sağladığı da bilinen bir gerçekliktir. Bugün gerek Türkiye’de gerekse de uluslararası alanda Türk İstihbarat örgütlerinin, kontrgerillasının Kafkas ve Orta Asya ülkelerinde daha önce Azerbaycan’da görüldüğü gibi askeri darbelere kadar varan çalışmalar yürüttüğünü bilmeyen yoktur. Bu çalışmalar Erdoğan ve Bahçeli ile birlikte de başlamamıştır. Kökleri İttihat Terakki’nin, Teşkilatı Mahsusa’ sına kadar uzanmaktadır. Cumhuriyet döneminde de bu çalışmalardan vaz geçilmemiştir. TC’nin NATO’ya üye olmasından sonrada Sovyetler Birliği’ne karşı uluslararası güçlerle birlikte daha da derinleştirilerek sürdürülen bir faaliyet haline getirilmiştir.

Bugünde Erdoğan- Bahçeli diktatörlüğü devraldığı bu mirası çıkarları doğrultusunda kullanmaya devam etmektedir. Öyle ki bunlar üzerinden ele geçirdiği, üzerinde hakimiyet kurduğu DAİŞ’i “Ortadoğu’nun JİTEM’i” haline getirdiği gibi, uluslararası alanda da halkların başına bela etmiştir, başta Avrupa devletleri olmak üzere uluslar arası güç ve kurumlara karşı tehdit aracı olarak kullanmaktadır. Bununla kalmamıştır; serseri bir mayın gibi ne zaman patlayacağı belli olmayan elamanlarını dünyanın dört bir yanına dağıtmıştır.

En son olarak Mısır ve İsveç’te görüldüğü gibi, bu seresi mayınlar birbirinin ardı sıra patlamaya başlamıştır. Bu patlamalarının daha ne zaman ve nerede yaşanacağı da belli değildir. 

16 Nisan’da Halk İradesine Sahip Çıkılmalıdır

16 Nisan ‘Referandumunun’ ardından Erdoğan- Bahçeli diktatörlüğünün bu serseri mayınların kontrolünü daha fazla elinde tutarak, verecekleri talimatlarla başta Kürdistan ve Türkiye halkları olmak üzere tüm dünya insanlığının başına bela olmaya devam etmek istediği çok açıktır.

Bu anlamda ki, 16 Nisan’da sandıkların başına giderek oylarını kullanacak olan herkesin de bunun bilinciyle hareket ederek, buna dur demesi sadece kendileri için değil tüm insanlık için  önlerinde duran tarihi bir görev ve sorumluluk anlamına gelmektedir.

Sorun sadece Anayasa’da yapılacak olan bir değişiklik değildir. Kürdistan ve Türkiye halkları ile birlikte içerisinde yaşadığımız Ortadoğu coğrafyasının ve insanlığın kaderi üzerinde de etkisi de olacaktır.

Onun içindir ki, hiçbir kimse Mısır’da patlayan bombalardan, İsveç’te kullanılan kamyonla gerçekleştirilen katliamdan ‘bana ne’ diyemez. Unutulmamalı ki,  bugün oralarda gerçekleştirilen katliamlar ve işlenen cinayetler, bugün Kürdistan’da ve Türkiye’de gerçekleştirilmeye çalışılan sömürgeci soykırım saldırılarına ve faşizme meşruiyet kazandırmak içindir. Asıl olarak ta 16 Nisan ‘referandumu da’ ile de böylesi bir hedefe ulaşılmak istenilmektedir.

Erdoğan- Bahçeli faşist diktatörlüğünün bu insanlık düşmanı olan hedefine ulaşmasını engellemek 16 Nisan’da sandıkların başına giderek oylarını kullanacak olanların elindedir. Bunu da, Erdoğan-Bahçeli faşizminin sandıkta aleyhine çıkacak olan sonucu engellemek için yapacakları hileleri ve saldırılara karşı kullandıkları oylara sahip çıkarak, direnerek, yeni bir irade gaspına müsaade etmeyerek başaracaklardır.

Cemal Şerik

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

 

          

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Can Toprak
Son oyun
Cudî Şengal
Du gel û du rê

ARAMA