KDP, “Bağımsız Kürdistan”, Ulusal Kongre
24 Aralık 2016 Cumartesi Saat 12:15
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Bêwar Ardalan
Dünya savaşı denilen savaş hegemon güçlerin kutuplaştığı ve kutuplaştırdığı bir süreçte açığa çıkardığı pay kapma yarışından ötesi değil. Şuan Ortadoğu üzerinde bu pay kapma arayışı çerçevesinde büyük bir savaş yaşanıyor. Kendisini hegemon güç ilan eden devletler ve kendisini ona bağlayan ya da büyük devletlerden nemalanmak isteyen diğer devletler aktif olarak cephe almaya devam ediyor. Herkese ırak olan Irak devleti şuan herkese yakın ve herkes şuan içinde cirit atıyor. Kendisi olmasa da müttefiki olduğu güç ile Irak’ta ve Musul’da. Irak’tan ırak olmayan ve önemli bir bölümünü ilgilendiren Başurê Kürdistan bütün bu 3. Dünya savaşının aktörlerinin gelip yerleştiği ve konakladığı mekan konumunda.

“Büyük Kürdistan’ı hayallerden silip küçük Kürdistan devleti ile Kürtleri susturmak isteyeceklerdir”

Böyle büyük ve değerli bir mekan olan Başurê Kürdistan için ise herhangi bir statü ve özerk yapılanma gündemde bile tutulmamaktadır. Kürdistan ismiyle oluşabilecek bir özerk yapılanma tüm yapılanmaların çıkarlarını altüst edecek bir konumu taşıyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın, Ermenistan benzeri bir küçük coğrafyaya sıkıştırılmış Kürdistan gerçekliğinden hep rahatsız olduğunu belirterek, “Büyük Kürdistan’ı hayallerden silip küçük Kürdistan devleti ile Kürtleri susturmak isteyeceklerdir”. Yaratılmak istenen bu algı ile Küçük Kürdistan devleti ve hanedan ailesi olarak Mesud Barzani ve Ailesi-şürekâsı düşünülmektedir.

Dört parçaya ayrılmış olan Kürdistan toprakları başta Türkiye, Irak, İran ve Suriye’ye peşkeş çekilmiş bir pozisyondadır. Bununla beraber bu devletlerin ittifakı rolünde olan diğer hegemon güçler Kürdistan’ın yeraltı ve yerüstü zenginlikleri ile hayatlarını sürdürmektedir. Bu kadar zengin olan bu topraklardan sağlanan gelir ile hayatlarını sürdüren devletler tabi ki de “Büyük Kürdistan” hayalinin yaşatılmaması uğruna ittifak olup Kürdistani olan güçlere yönelimi gerçekleştirecektir.

Kürt Ulusal Kongresi

Kürdistani güçlere ve değerlere yönelimin arttığı süreçte yapılması gereken ve beklenen durum Kürt güçleri arasında bir ittifak ve sürekli gündemde tutulmaya çalışılan ‘Ulusal Kongredir’.

Ulusal Kongrenin, anlamı ve önemi Kürt halkının varlığı ve bütünlüğü ekseninde özgürlüğünü kazanmasını sağlayacak adımların ilkidir. Yoğun bir savaş sürecinden geçerken bu Ulusal Kongrenin anlamı ve önemi her geçen gün artmaktadır. Bu kongrenin yapılması için Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ve Kürt Özgürlük Hareketinin açıklamaları ve ifadeleri hatırlanır: “acilen yapılması gereken bu kongre için biz her zaman hazırız” şeklindedir.

Yekgirtu ve Komela İslam Neden Geri Çekildi?

Sorulduğunda diğer parti ve güçlerde bunu ifade etmektedir ama gerçekte ne kadar hazır oldukları ve asıl niyetleri pratiklerinde cevaplanabilecektir. Yekgirtu ve Komela İslam hareketleri bir dönem demokratik tavır ve tutum takınarak Kürt güçleri ile bir aradalığı kabul eden bir pozisyona kendini çekmişken daha sonra geri adım atan bir duruma gelmiştir. Bu kararlarında ki en önemli konu Doktor Hoşyar İsmail’in katledilmesidir. Çünkü Doktor Hoşyar İsmail demokratik olmayan her tutum ve davranış konusunda açıklamalar yapıp Kürt parti ve hareketlerin bir aradanlığını ifade eden açıklamaları bulunuyordu.

YNK-Goran Birlikteliği

YNK ve Goran hareketi uzun bir süredir sürekli diyalog içinde olup birçok adımı beraber atmışlardır. Birbirine güç veren bu adımlar demokratikleşmede önemli adımlar olup Kürt Ulusal Kongresi için önemli çıkışlardır. YNK’nin ve Goran’ın içinde bazı kesimlerin farklı yaklaşımları açığa çıkmış olsa da birliktelikleri kongrenin yapılabilirliği için güç niteliğini taşımaktadır. Ama attıkları bu adımlarını daha somut ve sağlam yere basan kararlaşmalar temelinde olması gerekmektedir. Yer yer taviz koparma amacı güden kararlaşmalar ardından Irak ve Yerel Hükümetten bazı tavizler alması ardından geri adım atan tavır ve tutumları gelecek konusunda bazı kaygıları da doğurmaktadır. Çok önemli bazı aşamalardan geçme esnasında yine bazı tavizler sonrası geri adım atma ihtimalleri büyük adımları birlikte atma da diğer partileri tereddütte götürmektedir.

Mesud Barzanî’nin yalnızca sözde “Bağımsız Kürdistan” söylemi!

Ulusal Kongrede tabi her zaman ki gibi en önemli engel KDP-Mesud Barzanî’nin kendisidir. Sürekli ‘Bağımsız Kürdistan’ sözünü kullanmasına karşı Bağımsız Kürdistan’ın önünde engel konumunu oluşturan KDP-Barzanî bunu kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaktan başka bir amaç uğruna dile getirmemektedir. Yerel Hükümetin Başkanı olan –ki şuan hükmü kalmamış bir pozisyondadır-Mesud Barzanî ve sözde kabinesi sürekli diğer devletlerle görüşme içerisinde ve diplomatik faaliyet yürütüyor. Dönüp kendilerine gerçekleştirilen onca diplomatik görüşmeyi sorsanız “Kürdistan Devletini kurmak için” derler. Ama lakin pratiğine bakıldığında gerçekler apaçık ortadadır. KDP-Barzanî diğer hiçbir Kürt Partinin güçlenmesini istememektedir, hatta başta PKK olmak üzere birçok partiye sürekli diş bileyip düşmanlığını açık bir şekilde sürdürüyor. Parçalanmış bir PKK-YNK-Goran talebinden bir adım geri atmıyor. Hatta varlığını Kürt Partilerine olan düşmanlığına borçlu olduğu bile söylenebilir ve bunu söylemek hiç abartı olmaz. Bunun en açık ifadesi Türk Devleti ile olan ilişkilerinin derinliği ve muhtevasıdır.

TC ve Ortağı KDP

Yeryüzünde hiçbir Kürt oluşumuna izin vermeme yeminlisi olan bir Türkiye hükümeti ve onun tek, yegane ortağı KDP yönetimi. Bu bile KDP’nin ne kadar Kürtlük ve Kürdistanlılık düşmanı olduğunu ispatlamaktadır.

Olası bir Kürt birliği önünde sürekli engel oluşturan Türkiye’ye dost olan bir parti daha farklı nasıl ifade edilebilinir ki. Türkiye’nin göbekten kendine bağladığı KDP-Barzanî’nin yapabildiği tek şey düşmanlık. Kürtlüğü kullan, Kürdistan’ı kuracağım de, Bağımsız Kürdistan sloganları at, yaptığı ve yapabileceği tek şey bu!

Barzani Saltanatının Kürdistan’ı

Çok büyük bir Kürdistan varlığı var iken KDP-Barzanî’nin dile getirdiği Kerkük sınırından başlayan ve Zaxo’ya kadar giden Kürdistan. Hatta bir ara buna Rojava’nın Cizire kantonunu ekleyerek ‘neden Büyük Kürdistan olmasın’ demişti. Kendi saltanatını sürdürdüğü toprakların ötesini göremeyen bir algı ancak bu kadar büyük bir hedef koyabilir. Oysa Kürdistan’ın mevcut haliyle hangi bölge devletleri tarafından işgal altında olduğunu söylemeye lüzum yoktur. Ve bu dört bölge devletinin kanlı-bıçaklı oldukları zamanlarda dahi ortaklaştıkları bir payda ‘Kürt düşmanlığı’dır…

KDP’nin, Barzanî Saltanatının varlığı Kürtlük, Kürdistanlık karşıtlığı ile vardır. Bu sebepledir ki hangi koşulda olursa olsun KDP yönetimi Ulusal Kongreye engeldir. Bu sebepledir ki KDP Kürt partilerinin birleşmesine engeldir. Bu sebepledir ki KDP özerk, özgür, bağımsız bir Kürdistan önünde engeldir.

KDP bu rolünden vazgeçmediği müddetçe bırakalım öncülüğü Kürt Birliğinde çok küçük bir rolün sahibi bile olamaz.

Ulusal Kongrenin yapılabilirliği, Kürdistan’ın statü kazanabilirliği bütün Kürt partilerinin birliğinden geçer. Bu tarihte de hep öyle dile geldi. Ne demişti Seydayê Cigerxwîn: ‘Eger em nebin yek emê herin yek bi yek’                                                                                                                        

Bêwar Ardalan

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html

 

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Can Toprak
Son oyun
Cudî Şengal
Du gel û du rê

ARAMA