Mehmet Metiner ayarında AKP’lileşen küfürmatik: Bahçeli
20 Aralık 2016 Salı Saat 11:56
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Nihat Kazanhan
nihatkazanhan@yahoo.com
Siyaset, en genel hatlarıyla topluma yön verme ve toplumsal sorunları çözme sanatı olarak tanımlanır. Partiler ise bunun bir program ve tüzüğe dayalı olarak örgütlü yapılmasıdır.

Partiler, toplumsal ihtiyaçlar temelinde ortaya çıkarlar. Amaç ve hedefleri doğrultusunda toplumda taban bulma ve örgütlenmeye çalışırlar. Sağcı-solcu, liberal, muhafazakâr, özgürlükçü, anti özgürlükçü, dini, mezhebi, etnik, yâda sınıfsal temellere dayalı kurulan tüm partiler, güç olmak, toplumu örgütlemek ve kendi programlarına göre bir toplum inşa etmek isterler. MHP’nin tam olarak bu kriterlere uyup-uymadığı ayrı bir tartışma konusudur.  Partinin kuruluş ve gelişimi önemli ölçüde konjektöreldir. Soğuk savaş döneminin ürünüdür. Komünizmle mücadelenin bir parçasıdır. Buna rağmen Kuruluş süreci ve sonrasında üzerinde oturduğu taban, kullandığı söylemler, argümanlar ve başvurduğu yöntemlerle milliyetçi kitlenin önemli bir kısmını kemikleştirmeyi başarmıştır.  Böylelikle Türkiye’de her zaman güçlü olan milliyetçiliğin bir kısmını süreklileşen bir örgütlülüğe kavuşturmuştur. Fakat Dünya genelindeki iki kutuplu sistemin aşılmasıyla MHP bir süre misyon muğlaklığı yaşayıp, bocalamıştır. Daha sonra anti Kürt bir zemine oturarak varlığını sürdürmeye başlamıştır. Bahçeli şahsında somutlaşan partinin anti Kürtlüğe dayalı kimliği her geçen gün derinleşmiştir. Parti duruşunu, söylemlerini, faaliyetlerini tamamen Kürt karşılığına dayandırmıştır. Kürtlere hakaret, kimi şehirlerde Kürtlere ait ev-işyerlerini yakma-yağmalama vb. faaliyetlerin odağı haline gelmiştir. Süreçle MHP denilince Kürt karşıtlığı-düşmanlığı, Kürt düşmanlığı denilince MHP akla gelir olmuştur.  Özet olarak MHP Kürt karşıtlığı ile özdeşleşmiştir. Sola ve komünizme karşı edindiği tüm kirli yöntemleri Kürtlere karşı kullanmayı temel politika haline getirmiştir. Sola, sosyalizme, muhalif-farklı olana karşıtlık partinin kuruluş felsefesinin temelidir.  Bu durumun tamamen Kürt karşıtlığına dönüşmesi ise hem iki kutuplu sistemin çökmesi, hiçbir yenilik üretmeden sadece karşıtlık üzerine kurulan partinin misyonsuz kalması, hem de Bahçeli’nin anlaşılması zor tercihleri ile açıklanabilinir. Partinin lideri Bahçelinin tüm seçim ve meclis konuşmaları Memleket ve dünya sorunlarından yoksundur. Kürtlere hakaret ve küfürden ibarettir. Yılardır ezberlediği küfür ve hakaretlerini tekrarlayıp durmaktadır. Bu nedenle MHP program, tüzük, ülke sorunlarına önerdiği çözümlerle değil, Kürtlere karşıtlığı ve Bahçelinin Kürtlere yaptığı küfürlerle hafızalara kazınmıştır.

Bu hali ile küfür-matik hale gelen Bahçeli liderliğindeki parti süreklileşen bir tarzda kan kaybetmiştir. İktidar ortağı iken bir anda baraj altında kalmıştır. Sonrasında ülkedeki siyasi ve ekonomik çalkantılar, alt -üst oluşlar sonucu yeniden parlamentoya girebilmiştir Fakat partinin bir türlü politika üretememesi, rijit Kürt karşıtlığında ısrar etmesi, bu eksende bir kısır döngü içinde debelenmesi onun bu kez içten-içe kaynamasına, hizipleşmelere ve bunların bir arada tutulmayacak hale gelmesine neden olmuştur. Bir süre sonra gruplaşma-iç sorunlar gizlenemez hale gelip kamuoyuna yansımıştır. İlerleyen zaman diliminde ise muhalifler olağanüstü kongre istemi ve dayatmasında bulunmuşlardır. Bu istem çerçevesinde tüzüğün gerektirdiği koşulları yerine getirmişlerdir. Delegelerden imza toplamışlardır. Fakat küfürmatik ve ekibi gidişatın kötü ve kaybetmelerinin kesin olduğunu gördüklerinden kongre taleplerini ret etmişlerdir. Muhalifleri disipline verip ihraç etmeye çalışmışlardır. Ama ihraçlar mahkemelerde dönmüş ve mahkemeler muhaliflerin lehine karar vererek kongre yapılmasına hükmetmiştir. Küfürmatik Bahçeli’nin il, ilçe teşkilatlarını görevden alma, peş-peşe parti teşkilatlarını kapatması ise hiçbir işe yaramamıştır. İç muhalefet her geçen gün büyümüştür. Küfürmatik ve ekibi ise güç kaybetmiştir. Bahçelinin genel başkanlık günleri sayılıdır denildiği bir anda Bekir Bozdağ işe karışmıştır. Bozdağ sinsiliği ve hinliği ile şeytana pabucu ters giydirebileceğini daha önce çıkardığı yasalar ve adalet alanındaki uygulamalarıyla kanıtlamış bir kişidir. İddia odur ki bir kezde sinsiliğini bu olayda konuşturmuştur. Gitmek üzere olan Genel başkanlığı kurtarma karşılığında Bahçeliyi Başkanlık sistemine mecbur kılacak temelinde rehin alıp- bağlamıştır. Sonrasında ise mahkemeler aracılığıyla Bahçelinin elden gitmekte olan genel başkanlığı kurtarılmıştır. Alınan kongre toplanmasına ilişkin mahkeme kararlarını başka mahkemelerce geçersiz saydırmıştır. Böylelikle Bahçelinin genel başkanlığı geçicide olsa kurtarılmıştır. Yani Bahçelinin retoriği ile söylemek gerekirse Bekir Bozdağ kendisine al genel başkanlığı, ver başkanlık sistemini demiş ve Bahçeliyi rehin almıştır. Bu olaydan sonra MHP hızla kimlik, Bahçeli ise kişilik değiştirmiştir.

Partinin söylem ve eylemleri AKPleşmiştir. Hata bir çok uygulamada kraldan-daha kralcı bir tavır sergilenmiştir. Erdoğan’a küfür etmede sınır tanımayan, “seni vatana ihanetten yargılayacağız” deyip kükreyen eski Bahçeliden eser kalmamıştır. Erdoğan’ın kuyruğu haline gelmiştir. Yakın döneme kadar söylediği her şeyi unutmuştur.” Vatan haini”, “hırsız” vb. dediği Erdoğan’a toz kondurmaz hale gelmiştir. Erdoğan’ın talimatı ile Kürdistan şehirlerinin yakılmasına alkış tutup, daha fazlasını istemiştir. Cizre vb. şehirlerde Kürt gençlerinin yakılmasını, toplu olarak katledilmesini gecikmiş olarak değerlendirmiştir. O hal ilanını canı gönülde desteklemiştir. KHK’ları devletin bekası için gereklidir diye savunmuştur. KHK’larla tutuklanan binleri, işten atılan yüzbinleri ve görevden alınmaları olumlamış, daha fazlasını istemiştir. Yasakları, baskıları az bulmuştur. Gazetelerin basılmasını, gazetecilerin, akademisyenlerin, aydın -sanatçı, işçi-işsiz vb. insanların tutuklanmasını alkışlamıştır. Vekil ve belediye başkanlarının tutuklanmasını terörle mücadelenin gereği saymıştır.

Özet olarak süreç içinde MHP, AKPleşmiş, Bahçeli'nin ise Mehmet Metiner ayarında bir Erdoğan sever haline gelmiştir. Nihayetinde Bahçeli AKP’nin anayasa değişikliğine ve başkanlık sistemi arayışlarına verdiği destekle bu süreci zirveleştirmiştir. Böylelikle Bozdağ’ın sinsiliği işe yaramış ve süreç” aldın genel başkanlığı, ver şimdi başkanlık sistemi” ne evrilmiştir. Bu süreç tüm parametreleri ile gözler önündedir. Böyle olunca Seni başkan yaptıracağım diyen Küfürmatik Bahçeli’nin genel başkanlığı kurtulmuştur. Lağım medyasında muteber devlet adamı mertebesine çıkarılmıştır. Seni başkan yaptırmayacağız diyenlere ise hapishane yolu görünmüştür.

Şimdi merak edilen konu Bahçeli’nin ne zaman dükkânı kapatıp anahtarı Erdoğan’a teslim edeceğidir

Nihat Kazanhan

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Can Toprak
Son oyun
Cudî Şengal
Du gel û du rê

ARAMA